<$BlogRSDURL$>
TurcoPundit
18 April 2009
  Obama’nın Ardından

Şanlı Bahadır Koç – 17 Nisan 2009

ABD Başkanı Barack Obama’nın görev süresinin hemen başında Türkiye’yi ziyaret etmesinin neden, anlam ve muhtemel sonuçlarını geziden önce tahlil etmeye çalışmıştık. (Bkz, “Obama’nın Türkiye Gezisi ve Türk-Amerikan İlişkileri”, 27 Mart 2009, ASAM web sitesi). Bu yazıdaysa Obama’nın gezi sırasında yaptığı açıklamaları değerlendirmeye çalışacağız.


ABD için Türkiye’nin gönlünü almak kolay, maliyetsiz ve potansiyel olarak ödüllendiricidir. Tahmin ettiğimiz gibi Obama Müslüman dünyaya “sesleniş konuşmasını” Türkiye’de yapmış ve ülkesinin Müslüman dünya ile savaşta olmadığını belirtmiş ve Filistin-İsrail çatışması konusunda iki devletli çözüme olan bağlılığını dile getirmiştir. ABD Başkanı Türkiye’nin önemini ise “nerede olduğu, ne olduğu, ne yaptığı ve ne yapabileceği” gibi dört temel üzerine bina etmektedir. Türkiye ABD’nin ilgilendiği bir çok bölge ve çatışmanın göbeğinde ya da yakınındadır. Bazı özellikleri (demokratik, Müslüman, NATO üyesi, dinamik ekonomi, AB adayı vs) bir arada bulundurması nedeniyle biriciktir. Yakın dönemde başta Orta Doğu’da olmak üzere çevresinde aktif bir dış politika izlemekte, genelde sorunların çözümü için ciddi bir çaba harcamakta ve bir ölçüde de etkili olmaktadır Son olarak, ABD’nin Irak’tan Afganistan’a, İran’dan Ermenistan’a kadar bir dizi konuda Türkiye’den beklenti, talep ve ihtiyacı vardır.

Başkan Obama’nın Türkiye gezisi kamuoyunda genelde başarılı olarak değerlendirildi ve Türk-Amerikan ilişkilerinde Bush döneminde yaşanan sorunlu dönemin bitişinin habercisi olarak görüldü. Bu değerlendirmelerde önemli oranda haklılık payı vardır. Bir çok gözlemcinin de dikkat çektiği gibi Obama gezisi sırasında Türk iç siyasetine laik-İslamcı tartışmasına taraf olarak görünmekten özellikle kaçınmış ve dengeli bir pozisyon tutturmuştur. Türkiye’nin laik demokrasisine ve Atatürk’e verdiği referanslar genelde olumlu yankı bulmuştur.

Ancak Obama’nın, mütevazi bir dış politika izleyeceğine, daha çok dinlemek istediğine, ders vermekten kaçınacağına yönelik yaptığı açıklamalara rağmen, zaman zaman bu resmin dışına çıktığı da görülmüştür. Örneğin, PKK ile işbirliğinin artacağı işareti vermesine rağmen bunun altını somut ifadelerle doldurmamış olmasına rağmen, Heybeliada Ruhban okuluna yaptığı referans ile daha fazla ayrıntıya girmekten kaçınmamıştır. Ayrıca, Türkiye’nin “Kürt nüfusuna” “demokrasi, eğitim ve fırsat” verilmesi çağrısı yapması, başka bir konuşmasında “Kürt azınlık” ifadesini kullanması, Ermenistan sınırının açılması için Türkiye’ye telkinde bulunurken Erivan’a bu konuda hiçbir “ödev vermemiş olması”, ABD’nin kendi tarihindeki olumsuzluklarla Türkiye arasında paralellikler kurması rahatsız edici olmuştur.

ABD’nin PKK ve Kürt konularındaki politikaları ve söyleminin nedeni ve amacını teşhis etmek hala kolay değildir. ABD bu soruna “masumca” bakıp en optimal ve akılcı çözümün daha fazla özgürlükler olduğunu mu düşünmektedir, yoksa bu konuyu gerektiğinde Türkiye’ye karşı kullanabileceği bir koz olarak mı değerlendirmektedir, yoksa Türkiye’de bir çok kişinin korktuğu gibi, ABD’nin önce Irak sonra da Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek uzun dönemli planları mı vardır, bu hala belli değildir. Başkan Obama’nın Türkiye’ye bu kadar ihtiyacı olduğu bir dönemde bile Kürt ve Ermeni konularında Türkiye’ye belki kibar ama yine de parıltısının etkisiyle ilk başta daha az fark edilse bile giderek anlaşılan mesaj ve ödevler vermesi şaşırtıcıdır.

Bu satırların yazarı Başkan Obama’nın hem ABD, hem Türkiye ve hem de dünya için olumlu bir çok işe imza atmaya aday bir lider olduğunu düşünmeye devam etmektedir. Ancak bu durum Obama’nın gezisi sırasında söylediği bazı sözlerin olumsuz şeyler çağrıştırmasına engel değildir. Obama’nın Türk iç siyasetine müdahale anlamına gelebilecek türde yaptığı açıklamalar, örneğin daha önceki ABD Başkanı tarafından hiç yapılmamıştı. Ayrıca Obama’nın değişik övgü sözleri arasında ve sonrasında kullandığı eleştirel, talepkar ve vaazkar dili, örneğin Fransız Parlamentosu’nda Cezayir konusunda, ya da Yunanistan’da Türk azınlık konusunda ya da Hindistan Meclisi’nde Keşmir konusunda kullanabileceği çok şüphelidir. Nasıl bir Türk Cumhurbaşkanı ABD Kongresi’nde konuşurken Amerika’nın idam cezasını kaldırmayı düşünmesi gerektiğini söyle(ye)mezse, ABD Başkanı’nın da TBMM’de yaptığı konuşmada bazı konulara daha hassas yaklaşması gerekirdi. Bu sözler Obama’nın söylediklerinde haklılık payı olup olmaması ile ilgili değildir. Buradaki esas konu Türkiye’nin egemenliğini ilgilendiren konularda takınılması gereken tavırdır.

Obama’nın gezi sırasında dile getirdiği “model ortaklık” konusu ise hala yeterince netlik kazanmış değildir. Bunun bir soru-cevap seansında ağzından “öyle” çıkmış bir ifade mi, yoksa zamanla altı doldurulacak kavramsal bir yenilik mi olduğunu şimdiden kesin olarak söylemek zordur. Konu ile akla gelen bazı ihtimaller şunlardır: Washington, 1) Müslüman dünya ile bozulan ilişkilerini önce Türkiye ile düzelterek bu örneği daha sonra diğer Müslüman ülkelerle “barışmanın” bir ilk adımı olarak kullanmak istiyor. 2) “Stratejik ortaklık” kavramının anlamını, çekiciliğini ve inandırıcılığını kaybettiğini fark ettiği için yıpranmamış yeni bir ifade olarak bunu öne sürüyor. 3) Bu ifadeye liberal bir anlam yükleyerek Türkiye’nin iç ve dış politikası ile beklenti ve taleplerinin üzerine yeni bir kap geçiriyor.

Obama’nın gezisinin beklenenden veya olabilecekten daha az başarılı geçtiği iddia edilebilir. Bu kadar erken gerçekleşen bir gezi için, ABD Yönetiminde konu ile ilgili bazı pozisyonlar boş olduğu da düşünüldüğünde, yeterince hazırlık yapılmamış olduğu söylenebilir. Acaba bu gezi Obama Yönetimi’nin Türkiye’yi de ilgilendiren konulardaki yaklaşımları biraz belirginleştikten ve olgunlaştıktan sonra yapılsa daha verimli olur muydu sorusu meşrudur. Elbette kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu bilemiyoruz ancak Türkiye’nin amaçları, çıkarları ve tehdit algılamalarının yeni ABD Başkanı’na etkili bir şekilde anlatıldığını umuyoruz. Obama ile beraber ABD dış politikasında çoğu Türkiye açısından olumlu bir çok gelişme yaşanmaktadır. Ankara ve Washington’un beraberce çalışabileceği ve mesafe alabileceği bir konu vardır. Ancak bu iyimserliğin bizi iki ülke arasında yaşanabilecek potansiyel çatışma alanlarını görmezden gelmek, onlara hazırlıksız veya gevşek yakalanmak gibi bir hataya da sürüklememesi gerekir. Türkiye’nin kendi iç meseleleri konusunda müdahale görüntüsü verebilecek ifade ve eylemlere karşı hazırlıklı olması gerekir.

 
Comments: Post a Comment
U.S. foreign policy, Middle East, Turkey and Beyond

ABD dış politikası, Orta Doğu, Türkiye ve Ötesi

Şanlı Bahadır Koç,


If you want to receive it early in the morning subscribe to FPR
TurcoPundit Home
Pre-March 2004Archive

ARCHIVES
March 2004 / April 2004 / May 2004 / June 2004 / July 2004 / August 2004 / September 2004 / October 2004 / November 2004 / December 2004 / February 2005 / May 2005 / June 2005 / October 2005 / November 2005 / December 2005 / January 2006 / February 2006 / March 2006 / April 2006 / May 2006 / June 2006 / July 2006 / August 2006 / September 2006 / October 2006 / November 2006 / December 2006 / January 2007 / March 2007 / April 2007 / May 2007 / June 2007 / July 2007 / August 2007 / September 2007 / October 2007 / November 2007 / December 2007 / January 2008 / February 2008 / March 2008 / April 2008 / May 2008 / June 2008 / July 2008 / August 2008 / September 2008 / October 2008 / November 2008 / December 2008 / January 2009 / February 2009 / March 2009 / April 2009 / May 2009 /

What they have said about Foreign Press Review
"FPR'ın iki "kötü" özelliği var: 1. Alışkanlık yaratıyor, onsuz yapamaz hale geliyorsunuz; 2. Değeri alındığı değil, arada bir de olsa, alınamadığı vakit anlaşılıyor. Bir de sürekli bir kaygıya yol açıyor; 'Ya bir gün kesilir ve onu hiç alamazsam' duygusuyla sürekli yaşamak kolay değil."

Cengiz Çandar


"... fantastic .... an outstanding and unique service, not just for those who follow Turkey closely, but those who follow international trends and ideas. ... selection of material is some of the best anywhere ... coverage of the Turkish press and Turkish issues is truly unsurpassed .... outstanding and intelligent service"

Graham Fuller


"... extremely useful"

Andrew Mango


"FPR olmadan ne yapardım ya da bugüne kadar ne yapmışım bilemiyorum"

Soli Özel


"Güne başlamak için FPR’den daha iyi bir yol düşünemiyorum"

Hasan Ünal


Makaleler


Ankara ve Güneydeki Riskler 29 Aralık 2011
İslamcı Dalga Üzerine 5 Aralık 2011
Ankara’ya Suriye ile İlgili Bazı Tahlil, Tahmin, Uyarı ve Öneriler 2 Kasım 2011
İran ile İlgili Son Amerikan İddiaları ve Türkiye 16 Ekim 2011
Ankara Suriye’de “Rejim Değişikliği” Politikasına Geçerken 28 Eylül 2011
Türk Dış Politika Gündemine Dair 7 Kısa Not 6 Eylül 2011
“Zafer İlan Et ve Kaç:” ABD ve Afganistan’dan “Sorumluca” Çekilmenin Mantığı 23 Haziran 2011
Orta Doğu'da Durum Raporu 25 Mayıs 2011
Bin Ladin’in Öldürülmesi Üzerine Notlar 25 Mayıs 2011
Bin Ladin’in Öldürülmesi Üzerine 15 Kısa Not 3 Mayıs 2011
ABD ve Karadeniz Nisan 2011

Türkiye Beşar’a Ne Demeli? Suriye'de “52 Cuma” Reformsuz Geçmez 20 Nisan 2011
Amerika-Sonrası Dünyanın Provası Olarak Libya Krizi ve Türkiye 22 Mart 2011
“Demokratikleştiremediklerimizden misiniz?”: Orta Doğu’daki Değişim Dalgasının Neden, Şekil ve Olası Sonuçları 10 Şubat 2011
Analiz Üzerine Notlar 14 Ocak 2011
Wikileaks Üzerine Notlar ve Yorumlar 23 Aralık 2010
Enerji ve Güvenliği Üzerine Notlar 29 Kasım 2010
Amerikan Travması ve Kongre Seçimleri 23 Kasım 2010
Füze Savunması Üzerine 20 Soru ve 5 Seçenek 20 Ekim 2010
Obama Ekibinde Yaprak Dökümü - Beyaz Saray’dan Kaçış mı? 12 Ekim 2010
"Kürt Devleti" Üzerine Notlar ve Çeşitlemeler 23 Eylül 2010
Mullen’ın Ankara Ziyareti 7 Eylül 2010
ABD’nin Afganistan’daki Seçenekleri 24 Ağustos 2010
Financial Times Haberinin Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Düşündürttükleri 18 Ağustos 2010
İsrail-ABD-İran-Türkiye Dörtgeni 26 Temmuz 2010
Bay Netanyahu Washington’a Gitti: Böyle mi Olacaktı, Obama? 16 Temmuz 2010
Stratejik Dehlizlerde Derinlik Sarhoşluğu: Bir AKP Dış Politikası Eleştirisi Temmuz 2010
Rus Casusluk Olayı: "John Le Carre mi, Austin Powers mı?" 5 Temmuz 2010
“Mahalleye Hoş Geldin”:Türkiye’nin Orta Doğu’da İlk Günü 02 Haziran 2010
Nükleer Takas: “Savaşı Bitiren Anlaşma” mı, “Acem Oyunu” mu? 20 Mayıs 2010
ABD Irak’tan Çekilirken Riskler ve Hesaplar 1 Mayıs 2010
ABD-İsrail İlişkilerinde “Normalleşme” Sancıları 22 Nisan 2010
Obama’nın Nükleer Cazibe Taarruzu: Bardağın Üçte Biri Dolu 9 Nisan 2010
ABD-İsrail İlişkilerinde “Tektonik Kayma” mı? 5 Nisan 2010
Irak Seçimleri: Sonun Başlangıcı, Başlangıcın Sonu 19 Mart 2010
Ermeni Karar Tasarısı Üzerine Notlar, Yorumlar ve Öneriler 8 Mart 2010
Ermeni Karar Tasarısı Üzerine Notlar, Yorumlar ve Öneriler 8 Mart 2010 (word)
Bütçe Açığı ve Amerikan Gerilemesinin Ekonomi Politiği 19 Şubat 2010
Cemaat-skeptic 6 Ocak 2010
AKP bir seçim daha kazanırsa burası FC olur 4 Ocak 2010
ABD bu işin neresinde? 29 Aralık 2009
Türkiye-Ermenistan Protokolü Üzerine Düşünceler 3 Eylül 2009
"Obama’nın Savaşı":AfPak Üzerine Notlar 20 Nisan 2009
Obama’nın Ardından 17 Nisan 2009
Obama’nın Türkiye Gezisi ve Türk-Amerikan İlişkileri 19 Mart 2009
ABD ve Orta Doğu Barış Süreci Mart 2009
Obama’nın “Kırkı Çıkarken” Mart 2009

ABD-PKK “İlişkisi” Üzerine Notlar Şubat 2009
Mahşerin Üç Atlısı: Ross, Holbrooke ve Mitchell 5 Şubat 2009
SOFA ABD için Irak’ta “Sonun Başlangıcı” mı? Ocak 2009
Obama Döneminde ABD ve Asya 15 Ocak 2009
Obama’nın Güvenlik Kabinesi Üzerine Notlar 4 Aralık 2008
Yeni ABD Başkanı Obama ve Türk-Amerikan İlişkileri 6 Kasım 2008
ABD Başkanlık Seçimlerinin Türk-Amerikan İlişkilerine Muhtemel Etkileri 30 Ekim 2008
ABD Başkanlık Seçimleri Ekim 2008
Obama’nın Biden’ı Tercihinin Bir Tahlili 26 Ağustos 2008
Amerikan Sağı Üzerine Notlar Ağustos 2008
Gürcistan Krizi, ABD ve Türkiye 11 Ağustos 2008
Obama'nın Dış Gezisi 29 Temmuz 2008
Başkan Bush’un Avrupa Gezisi ve Transatlantik İlişkileri 18 Haziran 2008
ABD Seçimleri (ppt) - 10 Haziran 2008
"Sessiz Tsunami": Global Gıda Krizi (ppt) - 29 Nisan 2008
Amiral Fallon'un İstifası 13 Mart 2008
ABD ve PKK İlişkisi Üzerine Notlar 22 Kasım 2007
“İçeride Liberal, Dışarıda Şahin”: K. Irak’a Harekat Üzerine Notlar 25 Ekimy 2007
K.Irak'a Ekonomik Müeyyideler Üzerine Sorular 25 Ekimy 2007
Irak "Hamle"sinin Muhasebesi Eylül 2007
Türk-Amerikan İlişkileri - Yeni Dönemin Gündemi Eylül 2007
ABD, K. Irak ve Türkiye Üzerine Notlar ve Sorular Haziran 2007
ABD ve Orta Doğu: "Müflis mirasyedi" mi "stratejik deha" mı? Mayıs 2007
Recommendations for Strengthening U.S.-Turkish Relations February 26, 2007
ABD'nin Irak'taki Seçenekleri Ocak 2007
'Topal Ördek'le İki Yıl Daha: 2006 Kongre Seçimleri Aralık 2006
U.S.: Empire, Gulliver or the “First Among Unequals” (ppt) - ASAM 2023 Conference - October 2006
Türk-Amerikan İlişkilerinde “İkinci Bahar” mı, “Sonun Başlangıcı” mı? Stratejik Analiz - Haziran 2006 -
Irak’ta Direnişin ve İşgalin Gölgesinde Demokrasi Deneyi Avrasya Dosyası - İslam ve Demokrasi Özel Sayısı
Gurur ve Önyargı: ABD İran Gerginliği ve Türkiye Stratejik Analiz Nisan 2006 - (pdf)
Arzın Merkezine Seyahat: ABD Ulusal Güvenlik Konseyi - Journey to the Center of the World: U.S. National Security Council Avrasya Dosyası 2005
Dört Tarz-ı Siyaset: Türk-Amerikan İlişkileri ve Başbakan Erdoğan’ın Washington Ziyareti Temmuz 2005
11 Eylül’den Sonra Türk-Amerikan İlişkileri: Eski Dostlar mı Eskimeyen Dostlar mı? Avrasya Dosyası - 2005
“Dört Yıl Daha”: Yeni Bush Yönetimi ve Dünya Aralık 2004
2004’ten 2005’e Türk-Amerikan İlişkileri Aralık 2004
Türkiye, Iraklı Kürtler ve Statükonun Meşruiyeti Nisan 2004 - eksik
Askerî Alanda Devrim: Askerî Bir Senfoni Ocak 2004
Çirkin Amerikalı’ ile ‘Güven Bunalımı’: ‘Süleymaniye Krizi ve Türk-Amerikan İlişkileri Temmuz 2003 - ( pdf )
The Middle East: A Land of Opportunity and Peril for Turkey - May 2003
Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Notlar: Ataerkil Yapıdan Tüccar Mantığına mı? Mayıs 2003
Türkiye, ABD ve Irak Harekâtı: Hayır Diyebilen Türkiye? - Şubat 2003
Değişim, ‘Sense of Proportion’ ve Tarihin Yararları ile Sınırları Üzerine Nisan 2003
ABD Güvenlik Politikalarında Güç Kullanımı ve Caydırıcılık Ağustos 2002
“Yalnız Kovboy” ya da “Eşit Olmayanlar Arasında Birinci”: ABD Dış Politikasında Tektaraflılık-Çoktaraflılık Tartışmaları Mart 2002
İyi, Kötü ve Çirkin: ABD'nin Orta Doğu Politikaları Ocak 2002
Unilateralism corrupts, absolute unilateralism corrupts absolutely Turkish News, May 21, 2002
ABD ve Afganistan: Çıkış Var mı? Kasım 2001
Realism and Change
Crime and Punishment - Deterrence and its Failure in Theory and Practice 2001
“Tüketebileceğimizden Daha Fazla Değişim” ya da Eskimeyen Dünya Düzeni Ekim 2001
“ABD-AB İlişkilerinde Metal Yorgunluğu” Haziran 2001
It never rains circa. 1991.
.



Powered by Blogger